KLaI. ŞİNASİ 1826-1871 1860′TA Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkararak yeni bir edebiyatın önderi olan Şinasi, orta yetenekte bir şair olarak kabul edilir. Toplum için sanat anlayışını benimseyen sanatçı, dilin süs ve özentiden kurtulup sadeleşmesi için çalışmıştır. Basılan ilk tiyatro eserini yazan sanatçı, aynı zamanda edebiyatımızda hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramları kullanan ilk kişidir. Edebiyatımızda akılcılığın ilk önderi sayılan Şinasi, noktalama işaretlerini edebiyatımıza kazandıran bir sanatçıdır. Eserleri Şair Evlenmesi tiyatro, Tercüme-i Manzume çeviri şiirler, Müntehabat-ı Eşar şiir, Durub-ı Emsal-i Osmaniye atasözleri. NAMIK KEMAL 1840-1888 İlk şiirlerini Divan şiirinin etkisiyle yazan sanatçı Şinasi’yle tanıştıktan sonra edebiyatın Batılılaşması gerektiğine inanır ve sonuna kadar da bu düşünceyi savunur. Daha çok hak, adalet, vatan, ahlak gibi temaları işler. İçerik olarak tamamen yeni olan şiirlerinde biçimsel olarak Divan edebiyatına bağlılık görülür. Hece ölçüsüyle denemeler yapmasına rağmen aruzu kullanmıştır. Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak kabul eden sanatçı, bu türde romantik dramların etkisindedir. Tiyatro eserlerinde teknik yönden yetersiz olan sanatçı kimi kez günlük konuşma dilini kullanır, kimi kez de süslü bir anlatıma başvurur. Romanlarında Batılı tekniğe uyma çabasındadır. Ancak tekniği sağlam değildir. Kahramanları romantizmin etkisiyle iyiler ve kötüler olmak üzere ayrılmıştır. Konuşma yerlerinde dil nispeten yalınken, betimlemelerde sanatkârane’dir. Aynı zamanda gazeteci olan Namık Kemal mücadeleci bir kişiliğe sahiptir. Eserleri Romanları İntibah, Cezmi Oyunları Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celalettin Harzemşah, Karabela Eleştirileri Tahrib-i Harâbât. Takip ZİYA PAŞA 1825-1880 Şiirleri içerik ve biçim açısından Divan edebiyatının özelliklerine uygunluk gösterir. Ancak hak, adalet, kanun gibi kavramları Ziya Paşa da kullanmıştır. Batılılaşmada şiirlerinden çok düşünceleriyle önem taşır. Hece ölçüsüyle de denemeler yapmıştır. En ünlü eseri Terkib-i Bent’idir. Harâbât’ adlı Divan şiiri antolojisinin önsözündeki düşünceleri nedeniyle Namık Kemal’in eleştirilerine hedef olmuştur. AHMET MİTHAT 1844-1912 Batılı roman ve hikaye tekniğiyle Türk halk hikayelerini uzlaştırmaya çalışan Ahmet Mithat Efendi halka seslenmeyi ve eserlerinde halkı eğitmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle sık sık olayların akışını keserek okuyucuya seslenmiştir. Teknik bir kaygı gütmeyen sanatçı, dönemin en çok okunan yazarıdır. Halka okuma alışkanlığı kazandırma konusundaki başarısı herkesçe kabul edilir. Genel olarak romantizmin etkisindeki sanatçı hemen her türde eser vermiştir. Halka seslenmeyi amaçladığı için de nispeten daha sade ve yalın bir dil kullanmıştır. Kırktan fazla romanı, pek çok öyküsü ve tiyatro eseri olan sanatçının önemli eserleri şunlardır Romanları Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Bey’le Rakım Efendi, Yeryüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında….. Öyküleri Yeniçeriler, Letaif-i Rivayât seri hikayeler….. Oyunları Çerkez Özdenler, Çengi…. AHMET VEFİK PAŞA Ahmet Vefik Paşa Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk büyük temsilicisidir. Moliere komedilerinden yaptığı 16 çeviri ve uyarlamayla, Türk tiyatrosuna önemli hizmetler etti. Eserleri Lehçe-i Osmani, Şecere-i Türk, Moliere’den Zor Nikah, Meraki, Azarya, Zoraki Takip. RECAİZADE MAHMUT EKREM 1847-1914 Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir’ ve şiir ahlakla hizmet etmek zorunda değildir’ düşüncesinde olan sanatçı daha çok aşk ve doğa konularını işler. Şiirlerinde romantizmin etkisinde olan Recaizade Mahmut Ekrem, yanlış batılılaşmayı ele aldığı Araba Sevdası’ adlı romanında realist bir tutum izlemeye çalışır. Sanatçının eski edebiyat taraftarlarıyla olan tartışmaları ünlüdür. Servet-i Fünuncuları bir araya toplayarak Servet-i Fünun hareketine önderlik etmiştir. Sanat için sanat anlayışına bağlı olan sanatçının dili yabancı sözcük ve tamlamalarla doludur. Eserleri Şiirleri Nijat Ekrem, Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebab,Zemzeme I, II, III Oyunları Çok Bilen Çok Yanılır, Vuslat, Afife Anjelik HikayeleriMuhsin Bey, Şemsâ Roman Araba Sevdası ABDÜLHAK HAMİT TARHAN 1892-1937 Edebiyatımızda şair-i azam’ olarak adlandırılan sanatçı eskiyi yıkan ihtilalci kişiliğiyle tanınmıştır. Sanat için sanat görüşünde olan Hamit, romantizmin etksindedir ve en çok ölüm konusunu işler. Oyunlarında tekniğe önem vermeyen sanatçı, bunları okumak için yazdığını söyler. Bunların bir kısmı manzum, bir kısmı düzyazıdır. Tiyatroda konunun yabancı toplumlardan alınması gerektiğini savunur. Edebiyatımızda tezatlar şairi’ olarak da anılan sanatçının önemli eserleri şunlardır Şiirleri Sahrai Belde veya Divaneliklerim, Makber, Ölü, Hacle, Garam, Validem, İlhamı Vatan….. Oyunları Macera-yı Aşk, Sabr ü Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Tarık, Zeynep, Finten, İlhan, Turhan, Hakan Ayrıca hece ölçüsüyle ve manzum olarak yazdığı iki oyunu da vardır Nesteren ve Liberte SAMİPAŞAZADE SEZAİ 1860-1936 Gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı Sergüzeşt’ adlı romanıyla tanınır. Öykülerini Küçük Şeyler’ adlı kitapta toplamıştır. NABİZADE NAZIM 1862-1893 Realist-natüralist bir anlayışı benimseyen sanatçının iki önemli romanı Kara Bibik ve Zehra’dır. » “Tanzimat Edebiyatı“ sayfasına dön! Yorum Yap! Yazı Ayrıntıları... Yazdır! Bu Yazıyı Paylaşın!
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI 1860'ta ilk özel gazetenin Tercüman-ı Ahval yayınlanmasından 1878'de 1. Meşrutiyet'in kaldırılmasına kadar süren döneme Tanzimat Edebiyatı Birinci Dönem denir. Bu dönemin ayırıcı özelliği hazırlık dönemindeki denemelerin ardından Batılı anlamda özgün edebi eserlerin halkın bilinçlendirmesi amacıyla verilmeye başlanmasıdır. DÖNEMİN ÖZELLİKLERİ Divan edebiyatını eleştirmelerine rağmen onun etkisinden kurtulamamışlardır. Dilde sadeleşme amaçlanmış fakat başarılı olunmamıştır. Vatan millet, hak adalet, özgürlük gibi kavramlar ilk defa bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır. Batılı anlamda ilk esereler bu dönemde verilmeye başlanmıştır. Toplumu bilinçlendirmek için edebiyatı bir araç olarak görmüşlerdir. Dilin sadeleşmesi gerektiğini söylemişler ancak bu konuda pek başarılı olamamışlardır. Roman, modern hikaye, tiyatro, gazete, eleştiri, anı bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemin sanatçıları aynı zamanda devlet adamı sıfatı da taşıyorlardı. Klasisizm Şinasi, Ahmet Vefik Paşa romantizm Namık Kemal, Ahmet Mithat den etkilenmişlerdir. Sanatçılar genellikle Fransa'da eğitim görmüşlerdir. Batıcı ve yenilikçidir. Edebiyatımızda birçok ilk bu dönemde verilmiştir. Dönemin sanatçıları; İbrahim Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa'dır.
Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Roman ve Öykü Hikayeİkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Roman ve Hikaye ÖyküTanzimat Edebiyatı Sanatçılarının Ortak ÖzellikleriBirinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Sanatçıları Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Roman ve Öykü Hikaye Tanzimat Dönemi öncesi Türk edebiyatında hikaye ve roman türleri yoktu. Olay kaynaklı eserler, daha çok mesnevi ve halk hikayeleri türünde yazılmıştır. Türk edebiyatında roman, çevirilerle başlamıştır. Bu alanda “ilk çeviri roman“, Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon adlı Fransız yazardan çevirdiği Telemak adlı romandır. Türk edebiyatında ilk yerli roman ise Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir. “Türk edebiyatında ilk edebi roman“ Namık Kemal’in “İntibah”, “ilk tarihi roman“ ise Namık Kemal’in “Cezmi” adlı yapıtıdır. “Türk edebiyatında ilk hikaye öykü“ örneği, Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet adlı yapıtıdır. Diğer önemli öykü ise Ahmet Mithat Efendi’nin “Kıssadan Hisse” adlı yapıtıdır. Bu dönem romanları teknik açıdan oldukça kusurludur. Yazarlar, eserlerinde kişiliklerini gizlememiş hatta yer yer olayın akışını keserek okura bilgi ve öğüt vermişlerdir. Roman kişileri tek yönlüdür, psikolojik derinlikleri yoktur. İyiler her zaman iyi, kötüler her zaman kötüdür. Olaylar, genellikle günlük yaşamdan ya da tarihten seçilmiştir. Olayların yaşanmış ya da yaşanabilir olması önemsenmiştir. Kölelik, cariyelik, yanlış Batılılaşma, esir ticareti… konuları işlenmiştir. Tanzimat romanlarında olayların geçtiği mekan genellikle İstanbul’dur. Romanlarda ilahi bakış açısı kullanılmıştır. Romantizm akımının etkisiyle eserler verilmiştir. Tanzimat öykülerinin dili, romanlara göre daha sadedir. İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Roman ve Hikaye Öykü * İkinci dönem yazarları özellikle kölelik, cariyelik, esir ticareti gibi konular sıkça işlenmiştir. * Tanzimat edebiyatında roman ve hikayede gözleme sıkça yer verilmiştir. * Ayrıca verilen eserlerde sebep sonuç ilişkisi üzerinde durulmuştur ve * İstanbul’un dışına çıkılmamıştır. Karabibik romanı hariç * Tanzimat edebiyatı döneminde verilen eserlerde realizm akımının etkisi vardır. * Tanzimat edebiyatı öykü ve romanlarında olağanüstü kişi ve olaylara çok fazla yer verilmemiştir. * Sanatçı yazdığı eserlerde kendi kişiliğini gizler, olayın akışı kesilmez. Tanzimat Edebiyatı Sanatçılarının Ortak Özellikleri • Fransız sanatçılarından etkilenmişlerdir. • Divan edebiyatının etkisiyle yetişmiş sanatçılardır ve divan şiirinin etkisi hala görülmektedir. • Halkın problemlerine çözüm aramışlardır. • Sanatçılar aynı zamanda siyasetçi ve devlet adamı kimliğine sahiptir. • İnançları ve düşünceleri birbiriyle çelişmektedir. Ziya Paşa • Sanatçılar gelir düzeyi yüksek tabakadan kişilerdir. Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı Sanatçıları İbrahim Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Paşa
NABIZADE NAZIM 1862-1893 Servetifünun dergisinin ilk yazarlarındandır. Edebiyata şiirle başlamış, roman ve öykü türündeki eserleriyle tanınmıştır. Realizmden natüralizme geçişin öncüsüdür. Eserlerinde anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eserleri Roman Karabibik, Zehra Öykü Yadigarlarım, Haspa, Hala Güzel, Sevda, Zavallı Kız, Bir Hatıra, Seyyie-i Temasüh Şiir Heves Ettim Karabibik İlk köy romanıdır. Karabibik, Karadurmuş, Yosturoğlu, Sarı İsmail, Hüseyin, Huri, Koca İmam eserin kahramanlarıdır. Zehra Nabizade Nazım’ın psikolojik türde yazdığı eseridir. Realist özelliklerle yazılan eserde kahramanların betimlemesi oldukça etkilidir. Zehra, Suphi ve Sırrıcemal eserin kahramanlarıdır. Namık Kemal Ahmet Mithat Efendi Ziya Paşa İbrahim Şinasi Muallim Naci Recaizade Mahmut Ekrem Şemsettin Sami DİREKTÖR ALİ BEY 1844-1899 Tiyatro ve mizah alanındaki çalışmalarıyla ve özellikle “Ayyar Hamza” adlı uyarlamasıyla tanınır. Tiyatroları genelde komedi türündedir. Teodar Kasap’ın çıkardığı ilk mizah dergisi “Diyojen”de yayımlanan yazıları, Türk mizah edebiyatının o devirdeki en güzel örnekleri kabul edilir. En önemli özelliği, dilde sadeleşmeye, halk deyişi ve konuşma diline yönelmesidir. Klasisizm akımının etkisinde kalmıştır. Eserleri Tiyatro Kokona Yatıyor, Tosun Ağa, Ayyar Hamza, Geveze Berber, Misafir-i İstiskal Mizah Lehçetü’l Hakayık mizahi sözlük, Seyyareler mizahi hikaye Gezi Seyahat Jurnali Hindistan gezisi günlüğü ALİ SUAVİ 1839-1878 Muhbir gazetesindeki yazılarında sade bir dil kullanarak Tanzimat Edebiyatı Dönemi’ndeki dilde Türkçülük hareketine öncülük etmiştir. Milliyetçilik düşüncesinin kökleşmesine çalışmıştır. “Sarıklı İhtilalci” olarak tanınmıştır. Eserleri Ansiklopedi Hive Hanlığı ve Kamus-ül-Ulum vel-Maarif Bilim ve Kültür Sözlüğü adlı bir ansiklopedisi vardır. AHMET CEVDET PAŞA 1822-1895 Yazılarında sade bir dil kullanmıştır. Tarihçi ve hukukçu özellikleriyle tanınır. İyi bir vakanivüstür. Tarih yazarı Eserleri Tarih Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa, Tarih-i Cevdet Hukuk Mecelle Medeni Kanun niteliğindedir. Cumhuriyet’ten önceki Medeni Kanun’dur. Dil Kavaid-i Osmaniye dil bilgisi kitabı, Belagat-ı Osmaniye Edebiyat bilgileri AGAH EFENDİ 1832-1885 İlk defa posta pulu bastıran kişidir. Şinasi ile ilk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval’i çıkarmıştır. FATMA ALİYE HANIM 1862-1936 İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, ilk çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk kez monografi yazılan yazarımızdır. En önemli eseri sayılan Muhadarat’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmek için yazmıştır. Eserleri Roman Muhadarat, Re’fet, Udi, Enin Çeviri Meram Tarih Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti Felsefe Teracim-i Felasife ALİ HAYDAR 1836-1914 Edebiyatımızda ilk trajedi yazarıdır. Cemiyet-i Kitabet adlı bir dernek kurdu. Eserleri Trajedi Sergüzeşt-i Perviz Komedi Rüya Oyunu TEODOR KASAP 1835-1905 İlk mizah Türkçe dergi olan Diyojen’i çıkarmıştır. Alexandre Dumas Pere’den Monte-Kristo çevirisi de ilk roman çevirilerindendir. Karikatür yüzünden tarihimizde hapse giren ilk kişidir. Eserleri Oyun Pinti Hamit, İşkilli Memo, Para Mesleği YUSUF KAMİL PAŞA 1808-1876 Sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. Tanınmasını sağlayan eser, Fenelon’un yazdığı Telemak’ın Maceraları adlı kitabın tercümesi olan Tercüme-i Telemak’tır. BEŞİR FUAT 1852-1887 Pozitivist ve natüralist düşüncelerin Türk toplumundaki ilk temsilcisidir. Eserleri Victor Hugo, Mektubat, İntikad, Voltaire, Beşer, İki Bebek, Cinayetin Esrarı, Miftah-ı Usul-i Talim ŞAİR EŞREF 1847-1912 Türk edebiyatının hiciv ustasıdır. Eserleri Deccal, İstimdat, Şah ve Padişah, İran’da Yangın Var MİZANCI MURAT BEY 1854-1917 Mizan adlı gazeteyi çıkarmıştır. Tarih-i Umumi adlı tarih kitabı ünlüdür. Tanzimat Dönemi’nin gerçekçi bir panoramasını yansıtan “Turfanda mı yoksa Turfa mı” adlı tek romanında Türkiye’de ilk defa sosyal kalkınma ve ilerlemenin ilkokuldan başlamak suretiyle yukarıya doğru gerçekleştirilebileceği görüşünü ele almıştır. SÜLEYMAN PAŞA 1838-1892 Tanzimat Dönemi Türkçü yazarlardan biridir. Türk adı kullanılan ilk dil bilgisi kitabı olan “Sarf-ı Türki” adlı eseri yazmıştır. Diğer önemli eseri de Tarihi Alem’dir. SADULLAH PAŞA 1838-1891 Akıl, bilim ve tekniğe önem verir. Batıcılık fikrini benimser. Eserleri Şiir Göl Lamartine’den çeviri Manzume Ondokuzuncu Asır AKİF PAŞA 1787-1845 Hayatı ve şahsiyeti hakkında fazlaca bilgi yoktur. Adem kasidesi en önemli şiiridir. Eserleri Anı Tabsıra Şiir Adem Kasidesi
TANZİMAT DONEMİ TÜRK EDEBİYATI 0860 -1896 “Tanzimat edebiyatı” kavramı, siyasi Tanzimat Dönemi içinde daha sınırlı bir süreyi içine alır. Tanzimat Fermanının ilanı ile sosyal hayatta ve yönetim alanında Batılı manada değişimler olur. Yenileşme süreci, sanatta ve edebiyatta da kendisini göstermeye başlar. Bu dönem aydın ve sanatçıları, Batı’yı daha iyi anlayabilmek amacıyla Fransızca öğrenmeye başlarlar zira o devirde bizim için Batı, Fransa’dır. “Hazırlık dönemi” diyebileceğimiz bu evrede Batılı edebî kaynakları yakından tanıyabilmek için Fransızca bilmek zorunluluk hâline gelmiştir. Yenileşme sürecinde kurulanı “Tercüme Odası“, Yenilikçi sanatçıların yetişmesinde ve Batı edebiyatından çeviriler yapılmasında çok önemli bir işlev görmüştür. Tanzimat’ın ilanından 1839 Şinasi’nin, 1860’ta “Tercüman-ı Ahval” gazetesinde “Şair Evlenmesi” adlı oyunu yayımlamasına kadar geçen yirmi bir yıllık süre “hazırlık dönemi”dir. Bu dönemde Batı’dan çeviriler yapılmış, Batı kaynaklı edebî türler tanınmaya başlanmıştır. İlk edebî gazete olan “Tercüman-ı Ahvalin Şinasi ve Agâh Efendi tarafından çıkarılması aynı zamanda Tanzimat Dönemi edebiyatının da başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Osmanlı aydınının, Batı edebiyatının ilk örneklerini tanıması geç tarihlerde olmuştur. Türk aydınları, XIX. yüzyıla kadar Batılı bilgi ve kültüre uzak kalmışlardır ancak XIX. yüzyılın ortalarına doğru Fransızcadan yaptıkları ilk çevirilerle Batı kültür ve bilgisinden yararlanmaya başlamışlardır. Tanzimat Dönemi Edebiyatı 1860 – 1896 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı’yla; bu tarihten yaklaşık yirmi yıl sonra, eski türlerden farklı olan ilk edebî ürünler arasında – doğrudan olmasa da – bir ilgi vardır. Tanzimat Fermanı ile Tanzimat edebiyatının başlaması arasında doğrudan bir ilgi kuramamamızın nedeni Tanzimat Fermanı’nın siyasi ve hukuksal bir nitelik taşımasıdır. Ancak bu siyasi ve hukuksal yenileşme, her alanda, Batılı anlamda köklü değişikliklerin önünü açmıştır. Tanzimat’tan sonra elçilik gibi siyasi görevler dışında, öğrenim için Avrupa’ya gönderilen gençler, burada edebiyat çevrelerine girmiş; Batılıların edebiyat türlerini tanımış ve bu türleri ülkeye taşımışlardır. Bu konuda en önemli örnek Şinasi’dir. Maliye öğrenimi için Paris’e gönderilen Şinasi, burada edebiyatla da ilgilenmiş ve yurda döndüğünde Fransız klasik ve romantik şairlerinden örnekleri içeren “Tercüme-i Manzume 1859” adlı eseri yayımlamıştır. Bu kitap, Batı edebiyatından Türkçeye yapılan ilk tercümedir. Türk edebiyatının Batılılaşma süreci Şinasi’yle başlamıştır. Şinasi, Batılılaşma sürecinde “ilklerin insanı olması yönüyle de önemli bir sanatçıdır. Şinasi; ilk tercüme eser olan “Tercüme-i Manzume“nin dışında, ilk modern tiyatro örneği olarak kabul edilen “Şair Evlenmesi“ni yazmıştır. Şinasi, ilk yerli özel gazete olan “Tercüman-ı Ahval“i çıkarmıştır. Her ne kadar gazete; bir edebî tür değilse de edebiyat dilinin değişmesinde, edebî türlere sosyal konuların girmesinde, edebî eserlerin yayımlanarak daha hızlı bir şekilde okuyucusuna ulaşmasında gazetenin önemli bir rolü vardır. “Tercüman-ı Ahval“, bu özelliğiyle edebiyatımızın Batılılaşmasında önemli bir yere sahiptir. Agâh Efendi’nin imtiyaz sahibi olarak göründüğü bu gazetenin ilk baş makalesi ve pek çok yazısını Şinasi kaleme almıştır. Şiirin kısmen şeklinde, özellikle içeriğinde önemli yenilikler getiren “Müntahabat-ı Eş’ar 1862” ile konuşma diline ve halk kültürüne eğilmenin ilk ve ciddi denemesi sayılabilecek olan “Durub-ı Emsal-i Osmaniye Osmanlı Atasözleri, 1863” bu yıllarda Şinasi’nin gerçekleştirdiği çalışmalardır. Bütün bunlar, Osmanlı aydın kesiminin Batı’ya açılmasını sağladığı ve yeni edebî türleri edebiyatımıza taşıdığı için bu döneme “Tanzimat edebiyatı” ya da “Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı” denmiştir. TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ Tanzimat edebiyatı, Batı kültürüyle yetişen kimselerin Tanzimat devrinde Batı edebiyatını Örnek tutarak meydana getirdikleri edebiyattır. Bu edebiyat siyasî Tanzimat’ın ilânından yirmi yıl kadar sonra 1860’ta, Şinasi’nin Agâh Efendi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmalarıyla başlamış, 1895’e kadar sürmüştür. Tanzimat edebiyatının başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikâye, anı, eleştirme, gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir. edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu Ziya Paşa, Namık Kemal, Montesquieu, Rousseau, Voltaire, gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa. geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet. hak, adalet, kanun, meşrutiyet. gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşazâde Sezai toplum işlerine daha azkarışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir. c. Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, kısmı da Realizm Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai, Nabizâde Nâzım, akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir. edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen sanatçılar Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler. d. Bu görüşün bir sonucu olarak, dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir. Sade dil, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçıların bir kısmı ise Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa-zâde Sezai, özellikle Abdülhak Hamit konuşma dilinden epey uzaklaşmışlardır. e. Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatımın kuruluşunda görülmüştür. Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, birtakım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır. edebiyatı nazmında şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiir konusu olarak seçilmiştir; İlk zamanlarda Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiş Ziya Paşa, Namık Kemal ise de sonraları eski biçimler büsbütün bırakılarak yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır Recaizâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit, v,b. ; yeni nazım biçimleri ilkin Fransızca’dan yapılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır; beyitlerin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısralar aralarında bir anlam bağı bulunmasına, Divan şiirindeki “parça güzelliği” anlayışı yer yine şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; yani “konu birliği” ne ve “bütün güzelliği” ne önem verilmiştir genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türk’lerin tabiî ve ulusal vezninin hece vezni olduğu anlaşılmış, bu vezinle yazmaya tarafçılık edilmiş Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ Bu dönem, demokratik hak ve özgürlüklerin sınırlı da olsa kullandığı zamana rastlar. 1860′da ilk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval’ın çıkarılışı ile başlar. Birinci dönem Tanzimat Edebiyatının özellikleri 1. Bu döneme ” sanat, toplum içindir.” Anlayışı egemendir. Sanatçılar, bu yüzden, sanatı toplumu eğitmede. Batı kültür öğelerini tanıtmada bir araç olarak görmüşlerdir. 2. Sanatçılar, o döneme kadar edebiyatımızda görülmeyen roman, öykü, tiyatro, makale, eleştiri, gazete, .gibi düzyazı türlerini edebiyatımıza sokarak, düzyazının her alanında eserler vermeye çalışmışlardır. Bu ürünler ilk kez denendiğinden, taklide dayalı olduğundan, sanatsal nitelikleri oldukça zayıftır. 3. Sanatçılar, sade bir dille yazmayı amaçlamalarına karşın, köklü alışkanlıkları nedeniyle bu amacı yeterince uygulayamamalardır. 4. Edebiyatta, Fransız Devrimi’nin yaydığı, yurt, ulus, adalet, hukuk, eşitlik, özgürlük… gibi kavramlar kullanılmıştır. 5. Şiirin konusu genişlemekle birlikte, divan edebiyatı nazım biçimleri gazel, kaside, terkib-i bent…. aynen kullanılmaya devam etmiştir. 6. Şiirlerinde, genelde aruz ölçüsü kullanılmaya devam edilmiş ancak, hece de denenmiştir. 7. Divan şiirinde görülen parça güzelliği anlayışı yerini, konu birliğine, bütün güzelliğine bırakmaya başlamıştır. Kasidenin bölümleri kaldırılmıştır. 8. İlk dönem şiirinde, siyasal ve toplumsal sorunlar, şiirin ana konusunu oluşturmuştur. 9. Bu dönem roman ve öyküsü teknik yönden yetersiz, zayıf ve kusurludur. Betimlemeler aşırı ve abartmalıdır. Kişiler, iyi ve kötüler olmak üzere tek yönlü olarak ele alınmıştır. Sanatçılar, kişiliklerini eserlerine yanıtmışlar konuyu yer yer keserek kendi duygu ve düşüncelerini açıklamışlardır. 10. Roman konuları; alafrangalık Özentisi, köle ticareti, görücü usulüyle yapılan evlilikler sonucu yaşanan aile sarsıntılarıdır. 11. Batılı anlamda tiyatro bu dönemde edebiyatımıza girdi. Öncesinde, Karagöz ve Ortaoyunu gibi yazılı metne dayanmayan, sahne ve dekor gibi öğeleri kapsamayan türleri görüyoruz. Tiyatronun etkisine inanan Tanzimat’ın birinci dönem sanatçıları bu alanda, dil ve sahne tekniği yönünden başarılı örnekler verdiler. Eğlence ile toplumsal yararı birleştirerek toplumsal eğitimi amaçladılar. Dramları romantizmin, komedileri de klasizmin etkisiyle yazdılar. 12. Divan düz yazısının süslü – sanatlı anlatımın, yerini bu dönemde düşünce özü taşıyan bir anlatıma bırakmaya başladı. Cümleler kısaldı ve ilk kez noktalama işaretleri kullanıldı. 13. Tanzimat’ın birinci döneminde gazetecilik önemsenmiş, halkla iletişim kurmada önemli bir araç sayılmıştır. 14. Eleştiri de edebiyatımıza Tanzimat’la girmiştir. İlk dönemdeki eleştiriler, edebiyatımızı modernleştirmeyi, eski edebiyatı yıkarak, yeni edebiyatı yerleştirmeyi amaçlamıştır. 15. Fransız edebiyatını örnek alan birinci dönem Tanzimat sanatçılarının başlıcaları İbrahim Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Vefık Paşa, Şemsettin Şemsi’dir. Bu sanatçılardan Şinasi ve Ahmet Vefık Paşa klasisizmin, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efend de romantizmin etkisinde kaldılar. İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ 1876′da açılan I. Meşrutiyet Meclisi 1877′de ll. Abdülhamit tarafından, Osmanlı – Rus Savaşı gerekçe gösterilerek kapatılır. Anayasa yürürlükten kaldırılır. Aydınlar üzerinde bir baskı, sürgün ve jurnal dönemi başlar. Bu baskı sonucu yıldırılan, etkisizleştirilen sanatçılar, toplumsal konulan bırakarak bireysel konulara yönelirler. İkinci dönemin başlıca özellikleri şunlardır 1. Bu döneme ” sanat sanat içindir” ilkesi egemendir. Toplumu sanat ürünleriyle dönüştürme, bir yana bırakılıp, sanatsal kaygılar ön plana çıkarılır. 2. Şinasi’nin başlattığı dilde sadeleşme çabaları bütünüyle duraklar. Dil ağırlaşır. Açık anlatım yerini kapalı ve sanatlı anlatıma bırakır. 3. Gazetecilik, ilk dönemdeki toplumsal etki ve işlevini yitirir. Gazetelerdeki siyasal ve toplumsal içerikli yazılar yerini günlük sıradan olaylara bırakır. Toplumsal makalenin yerini de edebi makale alır. 4. Yazılan tiyatro eserleri sahne tekniğine uygun değildir. Oynamak için değil, okunmak için yazılırlar. Bireyin dünyası ön plana çıkarılır. Toplumu eğitici yanı yiter. dönemdeki gibi hece denenmekle birlikte aruz yine egemenliğini sürdürmüştür. Birinci dönemde de kullanılan Divan edebiyatı nazım biçimleri bırakılmaya başlanmıştır 6. Şiirin konusu genişletilmiş; ölüm, karamsarlık, aşk, felsefi düşünceler tema olarak seçilmiştir. Sanatçılar, güzel olan her şey şiirin konusu olabilir anlayışını savunmuşlardır. Bu dönem şiiri Servet-i Fünun şiirine de esin kaynağı olmuştur. 7. Roman ve öykü tekniği daha da gelişir. Birinci dönem göre daha nitelikli ürünler vermeye başlamıştır. Betimlemeler ilk döneme göre daha da ölçülüdür. Realizm akımının etkisiyle gözleme önem verilmiş, olay ve kişiler daha gerçekçi anlayışla anlatılmıştır. Nazım Natüralizmden, Recaizade Mahmut Ekrem ve Samipaşazade Sezai realizmden, Abdülhak Hamit Tarhan ise romantizmden etkilenmiştir. 9. Tazimatın ikinci döneminde ürünler veren Muallim Naci Divan edebiyatının tek savunucusudur. ikinci kuşak sanatçıları, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Nabızade Nazım, Muallim Naci, Direktör Afi Bey ve Ahmet Cevdet Paşa’dır.
tanzimat 1 dönem sanatçıları ve eserleri