Kitabıntürü roman olarak ilan edilse de alıştığımız roman türünün özelliklerini taşıyan bir kitap değil bu. Silik sayılabilecek kurgusal bir anlatının içine yerleştirilmiş düşünce tohumları ve düşünsel tartışmalar ağırlıkta. saat gelince de şevkle
33 İnsan düşünen, tasarlayan, imgeler kuran, kavga eden, acı çeken, seven, sevinen bir varlıktır. Ancak Nazım Hikmet’e göre salt “insan” sözü soyut bir lakırdıdır. Çünkü “Sadece ‘insan’ sözü, sadece ‘ağaç’ sözü gibi hiçbir şey anlatmaz. İnsan dediğin, her
SınıfTürk Edebiyatı 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevaplar indir. 11. Sınıf Türk Edebiyatı 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevapları. AnaSayfa; Tablo gibi şiir ve ahenkli dize benimsenir. Düzyazının gelişmesinde büyüt katkısı olduğu B)Kısa, özlü anlatımın yolunu açtığı C)Düşünce yazılarına
SınıfFen Ve Teknoloji Maddenin Özellikleri Şiir hakkında bilgi alabilirsiniz. Ana Sayfa; İletişim; Arama Yap: Derse Göre. Beden Eğitimi. Sınıf Fen Ve Teknoloji Maddenin Özellikleri Şiir . 01/10/2014 19:08. Dosyayı indirmek için buraya tıklayın. Kategoriler: 4. Sınıf.
1 4- 2- 3. 2- 1- 3- 4* İnsanları namuslu ve dürüst davranmanın zahmetine. Dürüst bir hareket . Namusluca bir davranış. Bir hoşnutluğun doğmasına yol açmazsa. Katlandırmak kolay olmaz. En ufak bir takdirde. 146. Yukarıdaki cümle parçacıklarının anlamlı ve kurallı sıralanışı hangisidir? -1-5* B) 2-4-6-5-3-1
Bursanın güzellerini yazan şair; Lami'i Çelebi. Ünlü divan şairi. Asıl adı Mahmut'tur. 1472 yılında Bursa'da doğdu. II. Bayezıt'in hazine defterdarı Osman Çelebi'nin oğludur. Annesi Dilşad Hatun'dur. Ünlü Nakkaş Ali'nin torunudur. İçten gelen şiirlerinde, düzyazının akıcılığını, güzelliğini yaydığı için
5K8B7N. EDEBİ TÜRLER Tür, edebiyat eserlerinin biçimlerine, konularına ve teknik özelliklerine göre ayrılmasıdır. Bunlar iki ana grupta incelenir Yazı Türleri ve Şiir Türleri. YAZI TÜRLERİ Yazı türleri, cümleler halinde ortaya konan, sözlerin belli kalıplar içine ölçü, kafiye, nazım şekli sıkıştırılmadığı anlatım türleridir. Bunların en önemlileri şunlardır ROMAN Olmuş ya da olabilecek olayların anlatıldığı uzun yazılardır. Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir. Temsil ettiği akıma göre romantik roman, realist roman, naturalist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır. Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür. İlk örneği Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanları ise Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Namık Kemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır. HİKAYE Anlatımı bakımından romana benzeyen, ancak romandan daha kısa bir yazı türüdür. Hikayede olaylar genellikle yüzeyseldir. Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır. Genellikle kişilerin tek yönü üzerinde çalışkanlık, titizlik, korkaklık durulur. Bu da romanla aynı dönemlerde oluşmaya başlamış ve özellikle Realizm döneminde önemli bir tür haline gelmiştir. Türk edebiyatında yine Tanzimat’la görülmeye başlanan hikaye türünde Halit Ziya, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket, Sait Faik önemli eserler vermişlerdir. MASAL Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilir. Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü nitelikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımızı derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır. DENEME Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür. Deneme yazarı görüşlerini aktarırken samimi bir dil kullanır. Kendi içiyle konuşuyormuş gibi bir hava içindedir. Deneme her konuda yazılabilir. Ancak daha çok tercih edilen konu her devrin, her ulusun insanını ilgilendiren, kalıcı, evrensel konulardır. Ele alınan konu çoğu zaman derinleştirilerek anlatılır. Denemenin ilk örneklerini Fransız yazar Montaigne vermiştir. Daha sonra İngiliz yazar Bacon türü geliştirmiştir. Edebiyatımızda Cumhuriyet’ten sonra görülmeye başlanan bu türde Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşim güzel örnekler vermişlerdir. FIKRA Yazarın gündelik olayları özel bir görüşle, güzel bir üslupla, hiç kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa günübirlik yazılardır. Bu tür yazıları nükteli hikayecikler biçimindeki Nasrettin Hoca fıkralarıyla karıştırmayalım. Fıkra, bir gazete yazı türüdür. Gazetenin belli bir köşesinde genel bir başlıkla yazılan fıkralarda mesele kısaca incelenir ve mutlaka bir sonuca varılır. Daha çok alaylı bir dille, bazen eleştiri bazen sohbet tarzında yazılır. Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava hakimdir yazılarda. Edebiyatımızda özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınır. Daha sonra Ahmet Haşim, Refik Halit, Peyami Safa sayılabilir. MAKALE Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, belli kanıtlar, belgeler, inandırıcı veriler kullanarak kanıtlamaya çalıştığı ve böylece okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçladığı yazı türüdür. Makalede temel unsur düşüncedir. Makale, gazete ile birlikte ortaya çıkmış bir gazete yazı türüdür. Bizde de ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkmasıyla görülür. İlk makale de aynı gazetede Şinasi tarafından yazılmıştır. Makalede amaç bilgi aktarmak ya da görüşlerine okuyucuyu inandırmak olduğundan açık, anlaşılır, ciddi bir dil kullanılır. Seçilen konuya göre uzun da olabilir kısa da. Makale her konuda yazılabilir. Bu konu günlük olabileceği gibi, felsefi, bilimsel, sanatsal da olabilir. Ama edebi makale elbette sanatla ilgili olanıdır. Edebiyatımızda Tanzimat döneminden beri görülen makale türünde Namık Kemal, Hüseyin Cahit, Ziya Gökalp, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabi ünlü birkaç isimdir. ELEŞTİRİ Bir sanatçının, bir sanat eserinin iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak onun gerçek değerini belirleyen yazılardır. Eleştiri yazarı – yani eleştirmen – eser hakkında okuyucuyu bilgilendirir; hem eserin yazarına hem okura yol gösterir. İki tür eleştiri vardır İzleminsel eleştiri ve Nesnel eleştiri. İzlenimsel eleştiri, Anatole France’in ilkelerini belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk ölçülerini göz önüne alarak incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel yargılar çok olacağından günümüzde bu tür pek rağbet görmez. Nesnel eleştiride ise her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek belli ölçütler vardır. Eleştirmen mümkün olduğunca kişisel yargılarda bulunmaktan kaçınır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri ister beğensin ister beğenmesin, tarafsız bir gözle onun değerini ortaya koyar. Avrupa’da Boielau, Saint Beuve, Taine, France eleştirileriyle tanınır. Edebiyatımızda Hüseyin Cahit, Cenap Şehabettin, Ali Canip, Yakup Kadri, Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, eleştiri alanında yazılar yazan ünlü birkaç isimdir. GEZİ YAZISI Gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılardır. Kişi gezi esnasında birçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızada tutmak güç olacağından gezi esnasında not alınır ve gezi yazılarında bunlar hikaye edilir. Gezi yazısında yazar daima gezdiği yerleri anlatmalı, uydurma, yanlış bilgiler vermemelidir. Gördüklerini okuyucunun daha iyi algılaması için, karşılaştırma yapar. Okur sanki o yerleri yazarla birlikte gezer gibi olur. Eski edebiyatımızda gezi yazısına “seyahatname” denirdi. Bu alanda Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesi” ünlüdür. Ancak asıl gezi yazarları Avrupa’ya açılma döneminde görülmeye başlanmış, gidilen Avrupa şehirleriyle ilgili yazılar yazılmıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa bunların başında gelir. Gezi yazılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Ahmet Mithat Efendi, Avrupa’da bir Cevelan; Cenap Şehabettin, Hac Yolunda, Avrupa Mektupları; Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi; Reşat Nuri, Anadolu Notları; Falih Rıfkı, Denizaşırı, Zeytindağı, Taymis kıyıları bunlardan bazılarıdır. ANI Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır. Yazarın kendini okura açtığı bir tür olduğundan içtendir ve bu yönüyle çok tutulur. Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği de gösterir. Ancak bu, bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylara kişisel bakışı söz konusudur. Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder. Zaten eski edebiyatımızda anı, gezi yazısı hatta tarih iç içedir. Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyet döneminde önemli bir tür olmuştur. Anılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Namık Kemal, Magosa Mektupları; Ziya Paşa, Defter-i Amal; Ahmet Rasim, Şehir Mektupları; Halit Ziya, Kırk Yıl, Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit, Edebi Hatıralar; Falih Rıfkı, Çankaya adlı eserlerinde anılarını anlatmışlardır. BİYOGRAFİ Bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılardır. Bunlarda amaç o kişiyi tüm yönleriyle hayatı, eserleri, kişiliği, görüşleri vs. tanıtmaktır. Biyografi açık, sade bir dille, anlatılan kişinin devrini, çevresini dikkate alarak yazılır. Divan edebiyatında şairleri anlatan bu tür eserlere “Tezkire” denirdi. Türk edebiyatında bunun ilk örneğini Ali Şir Nevai vermiştir. Yazar eğer kendi hayatını anlatmışsa yazıya otobiyografi denir. Çoğu zaman bunlarda sanatçı kendiyle beraber aile büyüklerinden çevreden, aile içi durumlarından da söz eder. Otobiyografiler üslup yönüyle anıya benzer; ancak anı otobiyografi içinde bir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografi daha uzun bir dönemi içine alır. MEKTUP Genel anlamda kişinin bir haberi, olayı, arzuyu bir başkasına anlattığı yazılardır. Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup türleri vardır. Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor. Bu tür mektuplar açık olarak bir gazetede ya da dergide yayımlanır. Yazar birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini, duygularını anlatır. Ancak asıl amacı bunları herkese duyurmaktır. Mektup, Divan edebiyatında da kullanılmıştır. Fuzûli’nin “Şikayetname” adlı eseri bu türdendir. Tanzimat’tan sonra ise gazetelerde yayımlanan birçok açık mektup görülür. Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Halide Edip’in “Handan” romanı bunlardan biridir. SOHBET Bir konunun fazla derinleştirilmeden, biriyle konuşuyormuş gibi anlatıldığı fikir yazılarıdır. Sohbet yazılarında herkesi ilgilendirecek konular seçilir. Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir. Yazar sorulu cevaplı cümlelerle, konuşuyormuş hissi verir. Üslup olarak fıkraya benzerse de gazete yazı türü olmaması, az sözle çok şey anlatmayı amaçlamaması, dışa dönük olması onu fıkradan ayırır. Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Şevket Rado sohbet türüne özel bir önem vermişlerdir. GÜNLÜK Ne gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda o gün olup bitenin, sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılardır bunlar. Her gün yazıldığı için kısa olan bu yazılar, yazarının hayatından izler verdiğinden içten ve sevecendir. Oktay Akbal, Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu’nun günlükleri kitap halinde yayımlanmıştır. ŞİİR TÜRLERİ Her şiirin belli bir konusu, üslubu vardır. Kimi aşk, ayrılık konusunu işler, kimi okura bir bilgiyi özlü bir şekilde verir. Kimi birini eleştirir vs. İşte şiirlerin bunlara göre sınıflandırılması şiir türlerini ortaya koyar. Bunlar Yunanca’daki adlarıyla adlandırılır Lirik, Epik, Didaktik, Pastoral, Satirik, Dramatik. Tanzimat’tan sonra oluşan bu adlandırmadan önce Türk şiiri, nazım şekillerine göre sınıflandırılırdı Gazel, Kaside, Şarkı, Koşma, Destan, Varsağı vs. Şimdi şiir türlerini açıklayalım. LİRİK ŞİİR Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer. EPİK ŞİİR Destansı özellikler gösteren şiirlerdir. Kahramanlık, savaş, yiğitlik, konuları işlenir. Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırır. Daha çok, uzun olarak söylenir. Divan edebiyatında kasideler, Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı türleri de epik özellik gösterir. Tarihimizde birçok şanlı zaferler yaşadığımızdan, epik şiir yönüyle bir hayli zengin bir edebiyatımız vardır. DİDAKTİK ŞİİR Bir düşünceyi, bir bilgiyi aktarmak amacıyla yazılan şiirlerdir. Bunlar okurun aklına seslenir. Duygu yönü az olduğundan kuru bir anlatımı vardır. Kafiye ve ölçülerinden dolayı akılda kolay kaldığından, bilgiler bu yolla verilir. Manzum hikayeler, fabller hep didaktik özellik gösterir. PASTORAL ŞİİR Doğa güzelliklerini , çobanların doğadaki yaşayışlarını anlatan şiirlerdir. Doğaya karşı bir sevgi bir imrenme söz konusudur bunlarda. Eğer şair doğa karşısındaki duygulanmasını anlatıyorsa “idil”, bir çobanla karşılıklı konuşuyormuş gibi anlatırsa eglog adını alır. SATİRİK ŞİİR Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğrudur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama yeni edebiyatımızda ise yergi adı verilir. DRAMATİK ŞİİR Tiyatroda kullanılan bir şiir Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düzyazıyla yazılmaya başlanır. Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç türe çıkmıştır. Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’ya açıldığımız dönemde Tanzimat Batı’da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi… Şimdi bunları ayrı ayrı görelim. TRAJEDİ Seyircide korku ve acıma hislerini uyandırarak onu kötü duygularından arındırmayı amaçlayan tiyatro türüdür. Sıkı kuralları vardır. Özelliklerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz. Konusunu seçkin kimselerin hayatından ya da mitolojiden yani tanrılar arasındaki ilişkilerden seçer. Kahramanları tanrılar ya da soylu kimselerdir. İnsan müsveddesi sayılan sıradan insanlara yer verilmez. İşlenmiş, kusursuz bir üslubu vardır; kaba sayılan sözlere yer verilmez. Çirkin olaylar cinayet, kavga vs. seyircinin gözü önünde gerçekleştirilmez. Üç birlik kuralına uyar. Bu, yer, zaman ve olay birliğidir. Yani oyun hep aynı yerde aynı dekorla oynanmalı, olay bir günlük zaman dilimi içinde geçecek izlenimi vermeli, Bu yüzden oyun olayın sonundan seçilir; önceki olaylar koro tarafından anlatılırdı. aynı ana olay etrafında geçmelidir. En ünlü trajedi yazarları; Eski Yunan’da Aiskhylos, Eurupides, Sophokles; Klasik Fransız edebiyatında Corneille ve Racine’dir. KOMEDİ İnsanları güldürerek eğitmeyi amaçlayan tiyatro türüdür. Her gülünç şeyin altında ders alınacak acı bir gerçeğin olduğuna inanılır. Özelliklerini şöyle sıralayabiliriz. Konusunu günlük hayattan, sosyal olaylardan seçer. Kahramanları sıradan insanlar, eğitim görmemiş ya da sonradan görme kişilerdir. Üslupta kusursuzluk aranmaz, kaba sayılan hatta küfürlü sözlere yer verilir. Çirkin, kaba olaylar seyircinin gözü önünde işlenir. Üç birlik kuralına uyar. İnsan karakterinin gülünç ve eksik yanlarını anlatanlara karakter komedyası, toplumun gülünçlüklerini anlatanlara töre komedyası, olayların merak uyandıracak şekilde işlendiği eserlere entrika komedyası adı verilir. Komedi türü 17. yüzyıldan sonra düzyazıyla yazılmaya başlanmıştır. En ünlü komedi yazarları eski Yunan’da Aristophanes, Klasik Fransız edebiyatında Moliére’dir. DRAM 19. yüzyılda trajedinin sıkı kurallarını yıkmak amacıyla meydana getirilen tiyatro türüdür. Özelliklerini şöyle sıralayabiliriz. Konusunu günlük hayattan ya da tarihin herhangi bir devrinden seçebilir. Hem acıklı hem komik olaylar aynı oyunda iç içe bulunur. Kahramanlar hem soylulardan hem sıradan insanlar arasından seçilir. Üç birlik kuralına uymak zorunda değildir. Her tür olay seyircinin karşısında gerçekleştirilebilir. Şiir, düzyazı karışık halde bulunur. En ünlü dram yazarları İngiliz yazar Shakespeare dramın ilk ürünlerini vermiştir. Ancak bu türün özelliklerini Victor Hugo belirlemiştir. Schiller, Geothe diğer ünlü dram yazarlarıdır. Türk edebiyatında batılı anlamda sahne tiyatrosu Tanzimat’tan sonra görülür. Bundan önce Halk arasında yüzyıllar boyu sürmüş seyirlik oyunlar vardı. Ortaoyunu, meddah, Karagöz ile Hacivat bunların başlıcalarıdır. Bunların özelliklerini ileride anlatacağız. ŞİİR BİLGİSİ Şiir, gerek içerik gerekse söyleyiş bakımından özgün, etkilemeye, duygulandırmaya yönelik bir söz sanatı ürünüdür. Şiirin söz dizimi düzyazının söz diziminden farklıdır. Bu dizim, dilin kurallarına göre olmaktan çok ahenge göre düzenlenir. Şiir bir nazımdır; yani dizme, düzene koymadır. Bu dizmenin de belli öğeleri vardır. Bunlar ölçü, kafiye, redif, gibi her biri kendine göre bir düzen ifade eden öğelerdir. Bunları şu şekilde inceleyebiliriz. ÖLÇÜ Şiirde, hecelerin sayılarına ya da, heceyi oluşturan seslerin uzunluk kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. Bu düzene de ölçü denir. Edebiyatımızda iki tür ölçü kullanılmıştır Hece ölçüsü ve Aruz ölçüsü. HECE ÖLÇÜSÜ Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Birinci dizede kaç hece varsa şiirin tüm dizelerinde de aynı sayıda hecenin kullanılması gerekir. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belli yerlerde durulduğu, dizenin bölümlere ayrıldığı görülür. Okunurken durulan bu yerlere durak denir. Çoğu zaman şiirin tamamındaki duraklar da aynı sayıda heceler halinde bölünür. Durak hiçbir zaman bir sözcüğün ortasına gelmez, her zaman sonuna gelir. Hece ölçüsü Türk şiirinin en eski, ulusal ölçüsüdür. Bilinen en eski şiirlerden başlayıp hiç kesintiye uğramadan ve her çağda yeni güzellikler, zenginlikler kazanarak günümüze kadar gelmiştir. En çok kullanılan hece kalıpları 7’li, 8’li ve 11’li ölçülerdir. ARUZ ÖLÇÜSÜ Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre , açık ünlüyle bitmesi ya da kapalı ünsüzle bitmesi oluşuna göre düzenlenmesidir. Birinci dizedeki hecelerin özellikleri, ikinci dizedeki hecelerde de sırasıyla aynıdır. Aruz ölçüsünün belli kalıpları vardır. Bu kalıplar kısa hecelerin nokta ., uzun hecelerin çizgiyle — gösterilmesiyle düzenlenir. Hecelerin özelliklerinin gösterildiği bu işaretlerin adlandırıldığı kalıplar vardır. mef û lü me fâ î lü me fâ î lü fe û lün Sorularda aruz vezninin yapısıyla ilgili herhangi bir soru sorulmuyor. Bu nedenle fazla ayrıntıya girmeyelim. Aruz ölçüsü Türk edebiyatına, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra Arap va Fars edebiyatlarından girmiştir. Bu ölçüyle yazılan elimizdeki en eski eser Kutadgu Bilig’dir. Divan edebiyatında en güzel şekilde kullanılan aruz ölçüsü, Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati topluluğundaki sanatçılar tarafından da kullanılmıştır. Türk dilinin ses yapısı aruz ölçüsüne pek uygun değildir. Çünkü Türkçede aruzun temelini oluşturan uzun ünlü yoktur. Bu nedenle aruzun Türkçeye uygulanmasında birçok hata, zorlamalar görülür. Bunlardan birkaçını açıklayalım. İmale Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır. Zihaf İmalenin tersidir. Yani kalıba uydurmak için, Arapça, Farsça sözcüklerdeki uzun heceleri kısa saymaktır. Ulama Divan şiirinde en zok kullanılan ses unsurlarından biri de ulamadır. Ulama yapılan yerlerde ulanan sözcüklerdeki heceler, tek bir sözcükmüş gibi ayrılır. Elbette bu bir kusur sayılmaz. KAFİYE UYAK Şiirde dize sonlarında kullanılan aynı ya da benzer seslere kafiye denir. Benzer seslerin sayısına göre dört grupta incelenir. Yarım Kafiye Dize sonlarında tek ses benzeşiyorsa yarım kafiye oluşur. Yandırdın gönlümü aldın keman kaş Gösterdin zülfünü, eyledin bir hoş dizelerinde, sonda bulunan “kaş” ve “hoş” sözcüklerinin sonundaki “ş” sesleri, yani tek ses benzeşiyor; öyleyse burada yarım kafiye vardır. Tam Kafiye Dize sonlarında iki ses benzeşiyorsa, tam kafiye kullanılmıştır. Ürperme veren hayale sık sık Her bir kapıdan giren karanlık Çok belli ayak sesinden artık dizelerinin sonunda kullanılan altı çizili “ık” sesleri, iki sesten oluştuğundan tam kafiye oluşturmuştur. Bazen dize sonunda uzun okunan tek ünlü benzerliği olabilir. Arapça ve Farsça sözcüklerde görülen uzun ünlüler iki ses değeri taşır. Yani tam kafiye oluşturur. Bir mısra işittim yine ey şah-ı dilarâ Bir hoşça da bilmem ne demek istedi ammâ dizelerinde altı çizili “â” sesi iki ses değeri taşıdığından beyitte tam kafiye kullanılmıştır. Sakin koyu, şen cepheli kasrıyla Küçüksu Ardında yatan semtinin ormanları kuytu dizelerinde ise dize sonlarındaki “u” sesleri uzun olmadığından yani tek ses değeri taşıdığından dizelerde yarım kafiye vardır. Zengin Kafiye İkiden fazla ses benzerliğine dayanan kafiyedir. Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık Yalnız, arabacının dudağında bir ıslık dizelerinde dize sonlarındaki “lık” sesleri ikiden fazla olduğundan, zengin kafiye oluşturmuştur. Bazı dizelerde dizelerden birinin sonundaki sözcüğün tamamı diğerinin sonundaki sözcüğün sesleri arasında bulunabilir. Buna tunç kafiye denir. Tunç kafiye zengin kafiyenin bir çeşididir. Ay geçer yıl geçer uzarsa ara Giyin kara libas yaslan duvara dizelerinde birinci dizenin sonundaki “ara” sözü, ikinci dizenin sonundaki “duvara” sözünün sesleri içindedir; yani tunç kafiye oluşturmuştur. Cinaslı Kafiye Yazılışları aynı, anlamları arasında hiçbir ilgi bulunmayan sözcüklerin dize sonlarında kullanılmasıyla oluşan kafiyedir. Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç dizelerinde sonda bulunan “geç” sözcüklerinin sesleri aynıdır. Ancak birincisi “erken” sözünün karşıtı, diğeri ise “geçmek” fiilinin emir çekimidir. Dolayısıyla anlamları arasında hiçbir ilgi yoktur; cinaslı kafiye oluşturmuştur. REDİF Dize sonlarında aynı sözcüklerin ya da aynı ses ve görevdeki eklerin kullanılmasıyla oluşur. Bu, daima kafiyeden sonra gelir. Hatta bazen dize sonunda kafiye hiç bulunmaz, ses benzerliği redifle sağlanır. Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar dizelerinde “yollar” sözü iki dizede de kullanılmış; dolayısıyla redif olmuştur. Ondan önceki “kıvrılan” ve “yılan” sözcüklerindeki “ılan” sesleri ortak olduğundan zengin kafiye oluşmuştur. Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar dizelerinde “yaslı yollar” sözcükleri aynı olduğundan rediftir “bağlayan” ve “ağlayan” sözcüklerinde ise “bağla-“, “ağla-” sözcüklerindeki “-an” ekleri sıfat-fiildir. Hem sesleri hem görevleri aynı olan bu ekler, “y” kaynaştırma harfleriyle beraber redif olur. Bazen dize sonlarındaki eklerin sesleri aynı, görevleri farklı olabilir; bunlar redif sanılmamalıdır. Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı dizelerinin sonundaki “bucağı” ve “ocağı” sözcüklerindeki “ı” eklerinin görevleri farklıdır. Birincide iyelik eki olan bu ek diğerinde hal ekidir, dolayısıyla redif oluşturmamıştır, “cağı” sesleri zengin kafiye oluşturmuştur. KAFİYE ÖRGÜSÜ Dörtlüklerde birbiriyle kafiyeli dizeler değişik şekillerde dizilir. Bu dizilişe kafiye örgüsü denir. Üç grupta incelenir. 1. Çapraz Kafiye Dörtlüğün birinciyle üçüncü, ikinciyle dördüncü dizelerinin kendi arasında kafiyeli olmasıdır. Aşağıdaki şiirin birbiriyle kafiyeli dizelerini aynı sembolle gösterirsek daha kolay anlaşılır Bağından her güzel bir gül seçerdi Redif ____ a Bundan mı sarardın, soldun, ey gönül Redif ____ b Kadınlar geçerdi, kızlar geçerdi Redif ____ a Bir zaman aşk için yoldun ey gönül Redif ____ b Görüldüğü gibi dörtlükte birinci dizeyle üçüncü dize, ikinci dizeyle dördüncü dize kafiyelidir. Bu, çapraz kafiye düzeni demektir. 2. Düz Kafiye Dörtlüğün birinci dizesiyle ikinci, üçüncü dizesiyle dördüncü dizelerinin kendi arasında kafiyeli olmasıdır. Nice günler bu şeametli ölüm ____ a Oldu çok kimseye bir gizli düğüm ____ a Nice günler bakarak dalgalara Redif ____ b Dediler “Uğradı Leyla nazara Redif ____ b 3. Sarma Kafiye Dörtlüğün birinciyle dördüncü, ikinciyle üçüncü dizelerinin kafiyeli olmasıdır. En son Bektaş Ağa çöktü diz üstü ____ a Titrek elleriyle gererken yayı Redif ____ b Her yandan bir merak sardı alayı Redif ____ b Ok uçtu, hedefin kalbine düştü ____ a Bu tür bir kafiyelenme Halk şiiri ve Divan şiirinde görülmez Halk şiirinde koşma tipi kafiye, mani tipi kafiye gibi kafiye örgüleri vardır. Divan şiirinde ise gazel, mesnevi, rübai tipi kafiyelenme görülür.
ŞİİR BİLGİSİ >Nazım Edebiyatta, sözün ölçülü ve ahenkli olarak söylenmesine “nazım” denir. *Nazım, ölçülü ve ahenkli olarak söylenmiş veya yazılmış sözlerin genel adıdır. Bu bakımdan nazım ile şiir arasında fark vardır. *Her şiir bir nazımdır, ama her nazım şiir olmayabilir. *Şiir olabilmesi için, o nazım’ın sanat endişesiyle kaleme alınmış, söyleyişte güzelliğe ve orijinalliğe dikkat edilmiş olması gerekir. *Bir bakıma “Şiir, nazmın güzellik ve incelik bakımından olgunlaşmış şeklidir.” denilebilir. *Nazmın ölçüsüz, uyaksız olanına “serbest nazım” denir. *Ölçüsüz ve uyaksız şiir yazılması, söylenmesi de mümkün olmuştur. Not Nazımla yazılmış kısa eserlere nazım parçalarına “manzume”, uzun eserlere de “manzum eser” adı verilir. >Manzume *Düzyazının şiir şeklinde yazılmasıdır, denebilir. *Nazım biçiminde yani dizeler halinde söylenmiş ya da yazılmış eserlere denir. *Ölçülü ve uyaklı manzum parçalarıdır. *Öğretici konular ve akılda kolay kalması istenen düşünceler bu nazım şekliyle yazılır.*Yaşanmış ya da yaşanabilecek olaylar anlatılır. *Estetik kaygı taşımazlar. *Çağrışım yönü ve imgeleme zayıftır. *Anlatım bakımından öyküye yakındır. *Genelde bir olay örgüsü yer alır. *Manzum hikâyeler birer manzumedir. *Manzumelerin sanatsal özellik taşıyanlarına “şiir” denir. >Manzume ve Şiir Arasındaki Ayırıcı Özellikler *Şiirde anlatılanları düzyazıyla ifade edemeyiz, manzumede ifade edebiliriz. *Şiirde olay örgüsü yoktur, manzumede olay örgüsü vardır. *Şiirde bireysellik, duygu ve çağrışım ön plandadır; manzumede toplumsal konular yaşanmış ya da yaşanabilecek olaylar işlenir. *Şiirde çok anlamlılık ve imge ağır basarken, manzumede sözcükler genellikle gerçek anlamında kullanılır. *Şiirler manzumelere göre çağrışım yönünden daha zengindir. *Manzumeler genellikle didaktik metinlerdir. >Mensure Mensur Şiir *Şiirin düzyazı şeklinde yazılmasıdır, denebilir. *Nesir + Nazım karışımı şeklinde de düşünebiliriz. *Bu tür yazılarda iç ahenge önem verildiği için dilbilgisi kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalınmaz. *Mensur şiir, 19. Yüzyılda Fransa'da doğmuştur. *Terim olarak ilk kez Baudelaire’in “Küçük Mensur Şiirler” adlı eserinde kullanılmıştır. *Türk edebiyatında ilk ve en önemli temsilcisi Halit Ziya Uşaklıgil’dir. *Türün önemli eserleri -Halit Ziya Uşaklıgil / Mensur Şiirler -Mehmet Rauf / Siyah İnciler -Y. Kadri Karaosmanoğlu / Erenlerin Bağından / Okun Ucundan -Ruşen Eşref Ünaydın / Damla Damla >Tema Bir sanat eserinin merkezinde yer alan temel duygu ve düşünce demektir. >Konu Üzerinde konuşulan, yazı yazılan şeydir. Tema-Konu Farkı *Bir eserin teması, onun konusu değildir. -Konu, somuta; tema, soyuta yakındır. -Konu, temanın çok özel bir biçimde işlenmiş ayrıntısıdır. Örnek “Ölüm” tema, “Ölümden duyulan üzüntü” İLE İLGİLİ SAYFALARIMIZ ŞİİR TÜRLERİŞİİR TÜRLERİLİRİK ŞİİRPASTORAL ŞİİREPİK ŞİİRDİDAKTİK ŞİİRSATİRİK ŞİİRDRAMATİK ŞİİRŞİİR BİLGİSİŞİİRDE YAPIŞİİRDE AHENK SES VE RİTİMŞİİRDE AHENK SES VE RİTİMŞİİRDE ÖLÇÜ / VEZİNUYAK KAFİYE – REDİF – İÇ KAFİYESÖZ SANATLARISÖZ SANATLARIMECAZ / MECAZ-I MÜRSEL / TEŞBİHİSTİARE / KİNAYE / TEŞHİSİNTAK / TARİZ / SEHL-İ MÜMTENİTEZAT / TEVRİYE / MÜBALAĞAHÜSN-İ TALİL / TENASÜP / TECAHÜL-İ ARİFİSTİFHAM / TERDİT / TELMİHLEFF Ü NEŞR / TEDRİC / TEKRİRRÜCU / İRSAL-I MESEL / İHAMCİNAS / SECİ / İŞTİKAKAKİS / AKROSTİŞ / LEBDEĞMEZALİTERASYON / NİDA / KAT' KESMENAZIM BİRİMLERİNAZIM BİÇİMLERİ-TÜRLERİŞİİRDE GERÇEKLİK VE ANLAMŞİİR DİLİŞİİRDE TEMAMETİN VE ŞAİRŞİİR VE ZİHNİYETŞİİR YORUMUŞİİR VE GELENEK
2. Sınıf Türkçe Kelimenin Özellikleri Tebrikler - 2. Sınıf Türkçe Kelimenin Özellikleri adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%% Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir. Ben, dağlarda unutulmuş bir ağaçtım. Yıllarca kendi kendime yaşadım. Bir sabah silkinerek uyandım. İki el, gövdeme ağır bir balta vuruyordu. Derin bir sızı duydum. "Artık hayatım sona eriyor." dedim. Meğer aldanmışım. Biraz sonra iri gövdemle yere yıkıldım. İşçiler, beni arabaya koydular ve kağıt fabrikasına götürdüler. Makinenin kocaman ağızlarında beni ezdiler, hamur yaptılar. Sonra ince ince açtılar, kuruttular, kağıt oluverdim. İlk dört soruyu metne göre cevaplayınız. Ağaç niçin silkinerek uyanmış?ADalları baltayla kesildiği içinBGövdesine balta vurulduğu içinCGövdesine kuşlar yuva yaptığı içinHangisi ağacın kağıt oluncaya kadar geçirdiği aşamalardan değildir?AKurutma BEzmeCUfalamaMetnin ilk cümlesi kaç kelimeden oluşmuştur?AÜçBDörtCBeş"İşçiler, beni arabaya koydular ve kağıt fabrikasına götürdüler." cümlesinde tek başına anlamı olmayan kelime hangisidir?AbeniBveCkağıt"Canan, Cansu ve Candan üçüz kardeştirler." cümlesindeki kardeşlerin adlarını alfabe sırasına koyarsak hangisi ikinci sırada yer alır?ACandanBCananCCansu"Yurdumuzun üç tarafı ............... çevrilidir." cümlesini hangisiyle tamamlamak doğru olur?AevlerleBdenizlerleCarabalarlaAşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış yazılmış bir kelime vardır?APenbe elbisen sana çok günü doktora dersini çok seviyorum."çatal, bıçak, pense, kaşık" kelimelerinden hangisi yemek yerken kullandığımız araçlardan biri değildir?AbıçakBkaşıkCpenseAşağıdaki cümlelerin hangisi daha çok kelimeden oluşmuştur?AÖmer ile Önder köye iyi vakit kuzusu cümlelerin hangisinde yanlış yazılmış bir kelime yoktur?ATiren on dakika sonra elektrikler da bir taşıttır. Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al. 10 tamamladınız. Tamamlananlar işaretlendi. 12345678910Son
Türkçe1 yıl önce2 Cevap13117 Kezdüz yazının özellikleri 2. sınıf Bu soruya 2 cevap yazıldı. Cevap İçin Alta Doğru İlerleyin. İşte Cevaplar gokturk2020-12-08 143624Cevap Düz yazının özelliklerini öğrenelim -Düz yazı yazım kurallarından başka hiç bir kurala uyularak yazılmaz. -Düz yazı daha çok bilgi amaçlıdır. -Düz yazıda süs, kafiye ve ahenk olmaz. -Düz yazı konuşulduğu gibi okunur. Vurgu gerektirmez. -Kaşgarlı Mahmut'un yazmış olduğu "Divan-ü Lugatit -Türk" ilk düz yazı sayılmaktadır. Düz yazı çeşitleri nelerdir? -Düz yazı çeşitleri arasında; roman, gezi yazısı, günlük, makale, deneme, söyleşi, biyografi, fıkra, öykü, otobiyografi sohbet söyleşi vardır Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Cevap DÜZ YAZININ ÖZELLİKLERİ Açıklık Anlatımın hiçbir tartışmaya yol açmadan yargıyı kolayca belirtebilmesidir. Özlülük Bir anlatımın söz yığınından kurtularak içeriği iletebilmesidir. Akıcılık Bir anlatımın zevkle okunabilmesi ya da dinlenebilmesidir. Özgünlük Anlatımın benzerlerinden ayrı olması ve yalnızca ve kendine özgü nitelikler taşımasıdır. Doğallık Anlatılmak istenenlerin içten geldiği aktarılmasıdır. Yalınlık Süssüz , abartısız , oyunsuz , sade bir anlatım dilinin kullanılmasıdır. Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Soru Ara? den fazla soru içinde arama YazBilgilendirme 2022 yılı YKS, AÖF, AUZEF, ATA-AÖF, AÖL, LGS, AÖO, AÖIHL-MAÖL, YDS, TUS, MSÜ, ALES, KPSS, İSG, YKS, DGS, EUS, TYT, AYT, ADES, ADB, Amatör Denizcilik Eğitimi Sınav takvimleri belli
Şiirde her birime dize, düzyazıda ise her birime satır adı 6, 2016İçindekiler1 Şiir ve düzyazının özellikleri nelerdir?2 Düz yazı nedir 2 sınıf?3 Düzyazı Nelerden Oluşur?4 Şiir nedir ve özellikleri kısaca?5 Şiirin genel özellikleri nelerdir?6 Manzume ve şiir ne demektir?7 Düz yazı nedir nasıl yazılır?Şiir ve düzyazının özellikleri nelerdir? Şiir beyit ya da kıtalarla yazılır. Düz yazı paragraflarla kaleme alınır. Şiir türündeki eserlerde duygu ve izlenimler ön plandadır. … Şiirde biçim ve ahenk unsurları içerikten önce gelir. … Dolaylı anlatımın esas alındığı şiir türündeki eserlerde anlam, çağrışım ve imgelerle okura 10, 2021Düz yazı nedir 2 sınıf?Düz yazı, cümleler halinde yazılan, yazıda kullanılan sözlerin belli kalıplar içinde ele alındığı anlatım Nelerden Oluşur?Bir düşünceyi, duyguyu ya da konuyu, ölçü, uyak gibi kurallara bağlı olmadan dilbilgisi ve sözdizimine uygun tümcelerle yazma. … Düzyazı nesir, dil kurallarından başka hiçbir kurala bağlı olmayan, konuşma diline yakın olan doğal anlatım nedir ve özellikleri kısaca?Şiir Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici/etkileyici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır. Edebiyat türlerinin en eskisi şiirdir. Bugüne kadar şiirin birçok tanımı yapılmıştır. Bu tanımlamalar çağdan çağa, kişiden kişiye değişmiş; kesin bir tanıma genel özellikleri nelerdir?ÖzellikleriŞiirler, bir ana duygu etrafında yazılır. … Şiirlerde her bir satıra dize mısra denir. … Şiirler iki, üç, dört dizelik gibi farklı kümelerden sözcükler ahenk oluşturacak şekilde bir araya getirilir. … Her şiirin bir başlığı 17, 2020Manzume ve şiir ne demektir?Manzum, “nazımla yazılmış, şiir biçiminde” anlamındadır. Manzum eser dendiğinde, nazımla yazılmış eser anlaşılır. Nazım yoluyla yazılmış esere manzume denir. Geleneksel edebiyatta nazımla şiir bir tutulmuş, birbirinin yerine yazı nedir nasıl yazılır?Düz yazı, dil kurallarından başka bir kurala bağlı olmadan yazılmakta olan bir yazı türüdür. Düz yazı yazılırken herhangi bir ölçü, kafiye veya uyak kullanılmaz. Düz yazının yazılması esnasında dil bilgisi kurallarına uyulması gerekmektedir.
2 sınıf şiir ve düzyazının özellikleri